6 Nisan’da CHP olağanüstü kurultaya gidiyor.

Bu süreçte Twitter'da, sosyal medyada ve bazı sözde muhalif yayın yapan TV kanallarında Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ciddi bir linç kampanyası başlatılmış durumda.

Sözde genel başkan adayı olacakmış...

Sözde alttan alta çalışıyormuş...

O kadar seçim kaybetmiş, hâlâ doymamışmış...

Bu ifadelerin ve linç kampanyalarının tamamı bir algı oluşturup ikilik yaratmaktır.

Neden mi?

Çünkü Kılıçdaroğlu, aday olmayacağı hususunda açıkça beyanat verdi.

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun evine desteğe gitti.

Bayramda Silivri’ye giderek görüşme yaptı.

Ama ne ilginçtir ki...

Genel Başkan olduğu günden bu yana önce Baykal taraftarlarının hışmına uğradı.

Hatırlayalım o dönemleri...

AKP iktidarının güçlü olduğu bir dönem.

FETÖ’nün etkin olduğu bir dönem.

Şehit cenazelerinden dolayı ve Bahçeli’nin iktidarı sert eleştirmesinden ötürü MHP’nin oy potansiyelinin yükselişte olduğu bir dönem.

Selahattin Demirtaş’ın yıldızının parladığı bir dönem.

Yani demem o ki; o günün Türkiye’sinde ağzınızla kuş tutsanız yaranamayacağınız bir dönemdi.

Tabii bunlar Kılıçdaroğlu’nu aklamaz.

Ama şunu da göz ardı etmemek lazım:

Genel Başkan Özgür Özel’i genç yaşta siyasete kazandıran ve onu CHP içerisinde etkin yerlere getiren Kılıçdaroğlu’dur.

Ekrem İmamoğlu’nu ve Mansur Yavaş’ı İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlere belediye başkanı adayı yapan da Kılıçdaroğlu’dur.

Daha da ilginci...

Şu anki CHP milletvekilleri ve MYK üyeleri, Kılıçdaroğlu döneminde meclise girmiştir.

Sonuç olarak;

Aday olma ihtimali sıfır olan Kılıçdaroğlu, bir linç kampanyası ile ezim ezim ezdiriliyor.

Ekrem İmamoğlu, Silivri’ye gönderilerek —diploması da elinden alınarak— tabiri caizse siyaseten derdest ediliyor.

Mansur Yavaş’a da “Haddini bil, otur oturduğun yerde” denilerek susturuluyor.

Peki bunun sonucu ne olacak?

Bunlar neden yapılıyor?

Kim ve kim(ler) için yapılıyor?

Burada açıkça bir “dizayn edilme” durumu var.

Ve bu anlayış ile bu güç;

Bazı TV kanallarını kullanıyor.

Bazı sözde yazar ve düşünürleri kullanıyor.

Twitter ve sosyal medyada oluşturulmuş bazı grupları kullanıyor.

Ama bu yapılan kampanyalar —benim inancıma ve anlayışıma göre— CHP’yi iktidar yapmak için değil;

Aksine, iktidara yaklaşmış bir CHP’yi iktidardan uzaklaştırmak için yapılıyor.

Son söz olarak;

Değerli ve duyarlı arkadaşlarım,

Bu kurgulanmış oyuna gelmeyelim.

Bu tarafgir ve hizipçi anlayışa düşmeyelim.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ciddi anlamda CHP iktidarına ihtiyacı var.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ciddi anlamda CHP iktidarına ihtiyacı var.

Türk gençliğinin CHP iktidarına ihtiyacı var.

Eğer ki şu an CHP’ye, CHP’li olmayan bir kitle oy veriyorsa...

Bunun sebebi, Kılıçdaroğlu’nun oluşturmuş olduğu “Millet İttifakı” cephesidir.

Bu cephede bulunan seçmen, CHP’ye hem yerelde hem de genelde oy vermiştir.

Gelelim Cumhurbaşkanı adaylığı konusuna:

O günün MYK’sı ve Parti Meclisi onay vermese, zaten aday da olamazdı.

Ve hâlen o kurullarda olanlar görevde.

Yani burada yapılmak istenen başka bir şey...

Birilerini kötü adam ilan ederek,

Birilerini de kurban vererek,

Zafer kazanılmaz.

Zafer; el ele, omuz omuza mücadele ederek kazanılır.

Ne demiş ecdadımız:

“Bir mıh bir nalı,
Bir nal bir atı,
Bir at bir yiğidi,
Bir yiğit de vatanı kurtarır.”

Yani, bir oyun dahi kıymetli olduğu bir dönemde; bazı "particiklerin" bile değer kazandığı bir seçim anlayışında...

Kimseyi incitme ve linç etme hakkına sahip değiliz.