Türk kültürünün en köklü geleneklerinden biri olan Nevruz Bayramı, her yıl 21 Mart'ta baharın gelişini ve doğanın yeniden uyanışını simgeleyen coşkulu kutlamalarla Türk dünyasında birleştirici bir rol oynuyor. Ancak Nevruz, sadece bir bahar bayramı değil; Türk tarihinin derinliklerinden gelen bir diriliş, özgürlük ve milli kimlik simgesi olarak binlerce yıldır varlığını sürdürüyor.
Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah Şengül'ün "Türk Kültüründe Nevruz: Mete Han'dan Atatürk'e" başlıklı makalesinde, Nevruz'un Türk tarihi açısından taşıdığı önem detaylı bir şekilde ele alınıyor. Şengül, Nevruz'un Türkler için sadece bir takvim değişikliği değil, aynı zamanda toprağın uyanışını ve yeniden doğuşu simgeleyen manevi bir kimlik taşıdığını vurguluyor.
Ergenekon Destanı ile Bağlantı, Türklerin Yeniden Doğuşu
Nevruz, Türk mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Ergenekon Destanı ile yakından ilişkilidir. Destan, Türklerin zorlu bir dönemden sonra yeniden doğuşunu ve özgürlüğe kavuşmasını anlatır. Dr. Şengül'ün makalesinde belirttiği gibi, Ergenekon Destanı, Türklerin tarih boyunca karşılaştıkları zorluklara rağmen ayakta kalma ve yeniden dirilme gücünü simgeler. Bu nedenle Nevruz, Türkler için sadece bir bahar bayramı değil, aynı zamanda milli bir diriliş ve kimlik bilincinin yeniden canlanmasıdır.
Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Nevruz
Nevruz kutlamaları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de büyük bir öneme sahipti. Selçuklularda yılbaşı olarak kabul edilen Nevruz, Osmanlı döneminde de sarayda ve halk arasında coşkuyla kutlanırdı. Özellikle Osmanlı padişahlarının Nevruz törenlerine katılması ve "Nevruziye" adı verilen baharatlı macunların ikram edilmesi, bu bayramın ne kadar önemsendiğini gösteriyor. Dr. Şengül'ün aktardığı bilgilere göre, Osmanlı döneminde Nevruz kutlamalarının dinî açıdan sakıncalı olmadığı yönünde fetvalar bile verilmişti.
Atatürk ve Nevruz! Milli Kimliğin Yeniden Canlanışı
Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk, Nevruz'u Türk milli kimliğini ve kültürel değerlerini canlandırmanın bir aracı olarak gördü. 1921 ve 1922 yıllarında Ankara'da düzenlenen Nevruz kutlamaları, Türk milletinin milli mücadele ruhunu canlandırmak ve Ergenekon'dan çıkış gibi tarihi bir olayla bağlantı kurmak amacıyla düzenlendi. Atatürk, Türk milletinin kendi kültürel değerlerine dönmesini ve bu değerlerle çağdaş bir toplum olmasını hedefledi.
Nevruz, Türk Dünyasının Ortak Değeri
Dr. Abdullah Şengül'ün makalesinde de belirttiği üzere, Nevruz sadece Türkiye'de değil, tüm Türk dünyasında kutlanan ortak bir kültürel mirastır. Türklerin tarih boyunca yaşadığı coğrafyalarda farklı isimlerle anılsa da, Nevruz'un temelinde yatan sevgi, kardeşlik ve yardımlaşma ilkeleri tüm Türk topluluklarında aynıdır.